"Meslek lisesi memleket meselesi" adlı projenin Koç Grubu aracılığı ile yürürlüğe sokulmasından bu yana Gültepe Endüstri Meslek Lisesi bir hayli kalabalıklaştı. Okul o kadar kalabalık ki yeteri kadar puan tutturamayan erkek ve kızlar yetenek ve ilgi alanlarını [bence] kapsamayan elektrik bölümü ya da torna ve tesviye bölümlerini kendilerine meslek olarak seçebilmekte.
"Meslek lisesi memleket meselesi" projesinin esas amacı zaten bu idi. Öğrencilerin yeteneklerine, ilgilerine ve kapasitelerini bakmaksızın meslek liselerine yönlendirerek patronlara kaliteli ve ucuz işçi olmak üzere yetiştirmek!
Gültepe Endüstri Meslek Lisesi bir projenin bir parçası. Ticarethane ile hapishanenin bir sentezi olan Gültepe Endüstri Meslek Lisesi kaliteli ve ucuz işçi yetiştirmek ile pek meşhur.
Bu ticarethane ve hapishane sentezi okuldan mezun olduktan sonra eğer yeterince "kaliteli" bir işçi olduysanız şirketler ile işbirliği yapmış bazı öğretmenler (o bazı öğretmenler süslü cümlelerle açık bir şekilde bunu belirtmekte) sizi "değerlendirebiliyor".
Okulun çevresine örülmüş jiletli tel örgüler, kapıda polis, iki özel güvenlik görevlisi ile çetelere, uyuşturucu satanlara ve sapıklara "hamdolsun" huzur ve güven ortamı Gültepe Endüstri Meslek Lisesi ve çevresinde tesis edilmekte.
Kantin fiyatları dışarıya göre epey pahalı. Bu yüzden öğrenciler tel örgülerden ellerini uzatarak yiyecek ve içecek almak zorunda kalıyorlardı."Dı" dedim çünkü pek muhterem okul idaresi bunun önüne geçebilmek için o tel örgülerin önüne bir tane daha duvarı andıran tel örgü seti çekti. Kantin ile işbirliğinin böylesi!
Okul idaresi adeta bir tüccar zihniyeti ile hareket etmekte. Öğrencilerden 50–250 TL arası okula ilk kayıt olurken alınan para yetmezmiş gibi bu sene de bir şey icat ettiler kayıt yenileme parası 50 TL!
Gültepe Endüstri Meslek Lisesi'nde ideolojik olarak da hareket eden bir idare var. İdaredeki yetkililerin şiddetli bir şekilde kafa tokuşturması, milliyetçi-faşist ve Kürt düşmanı söylemler kadrolaşmanın vardığı düzeyi gösteriyor! Okulda bir MHP temsilciği açılmayacağı söylenemez.
Bu otoriter ve piyasacı eğitim sistemi krizin ağırlaması ile birlikte daha da otoriter ve piyasacı bir eğilim gösterecek. Krizin faturası liselilerin de önüne getirilecek. Halbuki bu krizin sorumlusu biz değiliz. Bu nedenle liselerde krizin faturasının bize ödetilmesine karşı bir reddetme zemini var.
Liseliler sistemin çürümüşlüğünü ve yozlaşmışlığını görüyor. Ama müdahale edebilecek kanallar bulamıyorlar. Kriz liselileri doğrudan etkilemesiyle liselilerde bir politikleşme süreci başlamış gibi görünüyor.
Liseliler baskılara, krize, zamlara, gerici eğitime karşı bir mücadele potansiyelini içerisinde barındırıyor. Önümüzde dönem bu potansiyeli açığa çıkartabilecek hak mücadelelerini ortaya koyma zamanıdır.
Liseliler bilimsel, parasız ve anadilde eğitim hakkını savunmalı ve mücadele etmelidir. Bu mücadeleyi örmek bu çürümüş düzene karşı hakkımız ve görevimizdir.
İstanbul Liseli Genç Umut - Hoşça Kalın